Tecride karşı aylardır açlık grevinde olan tutuklular için oldukça riskli bir dönemin başladığı uyarısında bulunan Mardin Tabip Odası (MTO) Eşbaşkanı Dr. Derya Etem, “Sağlık örgütlerinin gözlem yapmalarına izin vermenin zamanı geldi, geçiyor” diyerek Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’le birlikte birçok cezaevinde kalan yaklaşık 7 bin tutuklunun girdiği açlık grevi eylemleri sürüyor. Bu cezaevlerinden biri Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’de kalan 9 tutuklu 95 gündür, aralarında gazeteci ve siyasetçilerin de bulunduğu 133 tutuklu ise, 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde. Açık grevindeki bu tutukluların sağlık durumlarını takip etmek için bugüne kadar bir çok kez ilgili kurumlara başvurularda bulunan Mardin Tabip Odası (MTO), başvurulara yanıt alamadı. Mardin Tabip Odası (MTO) Eşbaşkanı Dr. Derya Etem, bu zamana kadar bulndukları girişimler, tutukluların son durumu, cezaevindeki hijyen koşullarının nasıl olması gerektiği ve uzun süreli açlık grevi eylemlerinde karşılaşılabilecek riskler konusunda konuştu.
‘GÖRÜŞME TALEPLERİ KABUL EDİLMİYOR’
Sağlık emekçileri olarak açlık grevindeki tutukluların durumlarına dair inceleme yapma fırsatı bulamadıklarından yakınan Dr. Derya Etem, tutuklular ile görüşebilmek için 3 defa girişimde bulunduklarını aktardı. Yaptıkları 2 başvuruya cezaevi yönetimi tarafından, “Cezaevine dışarıdan doktor giremeyeceği ve Adalet Bakanlığı’ndan izin alınması gerektiği” yanıtı aldıklarını paylaşan Dr. Etem, “3’üncü başvuruya verilen cevapta ise, mahpusların sağlık durumuna dair genel bir çerçeve çizilmişti cezaevi yönetimi tarafından. Sağlık kontrollerinin yapıldığı, en başından beri su, tuz, şeker, karbonat ve B1 vitamini içeren preparatların kullanımına dair detaylandırılmış bir bilgi aktarımı söz konusuydu” diye belirtti.
‘OLDUKÇA RİSKLİ BİR DÖNEM BAŞLADI’
Açlık grevine başlayan ilk grupta yer alan kişiler için oldukça riskli bir dönemin başladığına dikkat çeken Dr. Etem, cezaevinde açlık grevindeki tutukluların sağlık durumuna dair edindikleri şu bilgilerini paylaştı: “Karın ağrıları var. Kas spazmı var. Kanlı ishal bildirimi var. 4 mahpusta isal bildirimi var. Bir mahpusta yutkunma güçlüğü ve boğazda kuruluk var. Ciltte kuruluk belirtisi bildirilmemiş ama sivilcelenme diye tabir ettikleri yaralar çıkmış. Ateş takiplerinde ve tansiyon takiplerinde şu an bir sorun yok. Ama 90’ıncı günden sonra biliyoruz ki; bağışıklık sistemi giderek zayıflıyor”. Mardin Tabip Odası Eşbaşkanı Dr. Etem, eylemlerinde ulaştıkları gün nedeniyle tutukluların artık havadar koğuşlara alınması gerektiği üzerinde durdu.
UZAMIŞ AÇLIKTA KARŞILAŞILACAK DURUMLAR
Açlık grevi eylemlerinde 50’li günlerden sonrasının “kritik aşama” olarak nitelendirildiğinin altını çizen Etem, bu saatten sınıra karşılaşılabilinecek olası sağlık risklerini şöyle sıraladı: “İlk günler karaciğer glikoz yapmak için karbonhidrat alamadığı için protein yakımı oluyor. Ama bu protein yakımı geçici. Daha sonra yağ yakımı başlıyor. Erkeklerde yüzde 20, kadınlarda yüzde 30’a varan bu yağ oranı azaldıktan sonra depo yağlar da tükendikten sonra protein yakımı başlıyor. Kas yakımı da eşlik ediyor buna. Tabi vücutta asit baz dengesi dediğimiz denge bozuluyor. Elektronik dengesi dediğimiz denge bozuluyor. Böbrek fonksiyonlarında bozulma oluyor. Kalp ritmi bu elektronik dengesizliğine eşlik ederek, bozulmaya başlıyor. Kas yakımı dolayısıyla kas ve kemik ağrıları başlıyor. Kanın bağışıklık hücrelerinde sayısal olarak bir azalma oluyor. Kanın yine oksijen taşıyan hücrelerinde de bir azalma yaşanıyor. Sonuç olarak da enfeksiyonlara eğilim artıyor. Mahpusların bir arada bulunmaları, dışarıdan gideceklerin maske takmaları, açık görüşe çıkarken mahpuslara da maske vermeleri, el dezenfektanının çok sıklıkla kullanılması gerekir. Özellikle tuvalet ihtiyacından sonra sadece sabunlama yetmeyebilir. Refakat eden mahpusların özellikle el dezenfektanına çok dikkat etmesi gerekiyor.” ‘SAĞLIK ÖRGÜTLERİNİN GÖZLEM YAPMASINA İZİN VERİLMELİ’
“Adalet Bakanlığı sağlık durumlarını gözleme noktasında nasıl bir planlama yapmış? Bu planlama kapsamında Sağlık Bakanlığı ile bir protokol geliştirmişler midir?” diye soran Etem, devamında “Sivil toplum kuruluşları ile sağlık örgütlerinin gözlem yapmalarına izin vermenin zamanı geldi geçiyor. Hatta bu açlık grevleri binlerce kişiyi aştığı için kontrol edilemez bir şekilde. Bir an önce Adalet Bakanlığı’nın bu taleplerle ilgili görüşmeleri başlatması, sağlık açısından ve can kayıplarının olmaması bakımından çok önemli” diye vurguladı.
‘BİR AN ÖNCE GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASI GEREKİYOR’
Dr. Etem, açlık grevlerinde yüzde 17 oranında B vitamini komplekslerine bağlı olarak Wernicke Korsakoff sendromu ortaya çıkması riski olduğunu da hatırlattı. “Bu sendrom geliştikten sonraki hayatta kalım oranı oldukça düşük. Hayatta kalınsa da çok ciddi bir beyin fonksiyonu bozukluğu ile hayatta kalınıyor” diyen Sr. Etem, Wernicke Korsakoff ile birlikte yaygın olarak karşılarına çıkabilecek bir diğer tehdidin ise, enfeksiyon olduğunu belirtti. Avukatlar aracılığıyla gönderdikleri formlara baktıklarında mahpusların tedaviyi reddettiği sonucu çıkardıklarını, bunun antibiyotiği de reddettikleri anlamına geldiğini belirten Dr. Etem, “Bu, durumun da ciddiyetini gösteriyor. Yani artık her an ciddi yaşamsal risklerle karşı karşıyayız” diyerek, eylemcilerin talepleri konusunda bir an önce görüşmelerin başlaması gerektiğini kaydetti.
Mezopotamya Ajansı 10.04.2019
Bir cevap yazın