Ferda İldan 20 senedir mahpus. Şu an Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuluyor. Hepatit B hastalığı var. 2 yıl önce de kalp rahatsızlığı olduğu açığa çıkmış. Bu iki ciddi rahatsızlığına rağmen tedaviye erişim hakkı önünde engeller yaşadığını anlatıyor 20 Şubat 2014 tarihli mektubunda. Hapishaneleri ve hasta mahpusların hapishanelerde ve hastanelerde yaşadıklarını öğrenmek isteyen okuyucularımızdan Ferda İldan’ın mektubunu okumasını bekliyoruz:

20.02.2014

Merhaba,

Yazacaklarım sizing ve dışardaki insanlar için ne kadar anlamı olur bilemiyorum herşeye ragmen belki bu kurum biz hasta ve içeridekilere karşı duyarlı olur umuduylan kısacada olasa bireysel ve genel olarak yaşadıklarımızı paylaşayım. Ben 1973 Lice D.bakır doğumluyum. 1993`te Lice katliyamından dolayı D.bakır merkezine göç etmek zorunda kaldık. Bu katliyamda evimiz yakıldı ailece devlet baskılarına maruz kalmışız.

-1995 yılında yakalandım. Bir aya yakın sorguda kaldım her türlü işkencelere maruz kaldım. Daha sonra tutuklandım D.bakır merkez cezaevine götürüldüm. Orada da iki yıl kaldıktan sonra ark.larımla beraber midyat m. tip c.evine sürgün edildik. Burada 1999`da 125. maddesinde, yani muabbetten 36 yıl ceza aldım. 2O yıldır içerideyim. Midyat cezaevindeyken 2000`den sonra yapılan kan taramasında Hepatit B. hastası olduğum tespit edildi. İki yıla yakındır kalp rahatsızlığımın olduğunu öğrendim. Birey olarak her iki hastalığım ne kadar ciddi olsada kendim için sorun yapmadım yıllardır manevi ve moral gücümle kendimi ayakta tutan bir insanım. Hiç bir zaman hastalık psikolojisiylen kendime bakmadım bana böyle bakmasını da istemedim. Ailemde`de bu her iki hastalık genetiktir. 2001`de Ablam Hapatit- B hastalığından dolayı vefaat etti ablamın bu durumdan dolayı yakalandığım bu hastalıklarımı ailemde hep sakladım benim için üzülüp kaygılanmalarını istemedim. Bundan dolayı her iki hastalığımı ciddiye alıp hastanelere düzenli gidip gelmeme ragmen tam olarak hangi düzeyde olduğumu bende bilmiyorum. Revire çok çıkan birisi değilim, ya kulandığım ilaçlarımı yazmak içın yada hastane randevularımın sevki için çıkıyorum. Bundan dolayı bugüne kadar revir Dr.larının bana hastalıkları psikolojiktir yönlü bir yaklaşımlarını görmediğim gibi hissetmedim ama düzenli çıkanlara karşı tavırlarının değiştiğini kendimde görmüşumdür. Dr.lar hastasının her şikayetini psikolojik olarak ele aldığı zaman karşılıklı bir güven zedelenmesinden dolayı hastanın ona yazılan ilaçlara karşı temkinli ve rasgele yazdığını düşündüğünden dolayı ya kullanmaz kullandığı zamanda doğal olarak bir etkisi olmaz. İnsanlar neye inaç getirdiğinde o şeyin onu ileştireceğine inanır. Birey olarak hastalığım ciddi olmasaydı hastaneye bile gitmek istemezdim. Hastane doktor ve hemşireler insanın yüzüne bile bakmıyorlar birde siyasi tutuklu isen zaten otomatikmen yargılar engel olmaya başlar. 20 yıldır içerideyim ilk kez 2013 yılında girdiğimiz büyük açlık grevinden sonra tedavi amaçlı bize bakan Dr.ların insani yaklaştıklarını gördüm. Bu insanların bende yarattığı olumlu duygularımı anlatmada bir kelime bulamadığım gibi hayatım boyunca unutamıyacak kadar güzel duygular bende yarattı. Bunun dışında hastane Dr.ları hiç bir zaman yüzüme bakmadan hastalıklarımı söylediğim zamanda sanki söylememem gerekiyormuş gibi suçluluk duygusunu hep yaşadım. Yapılan işlemlerden sonra tekrardan bizi Dr. yanına götürüp sonuç bize aktarılmadan c.evine getiriliyorsun. Daha sonra zorlan öğreniyoruz oda doğru dürüst anlıyamıyorum hastalıklarımızın ne olduğunu yada hangi aşamada olduğuna dair. Düzenli kontrollerin bir Dr. tarafın yapılmadığı için her gidişimde Dr.lar değişiyor tüm islemler sil baştan alındığı için insan bir diğer kontrolün olumlumu yada olumsuzmu geçtiğini kestiremiyor. Özellikle böylesi ciddi hastalıkların kontrolü içın sabit Dr. ların olması hem insanların tedavisi için hem de olası olumsuzluğa doğru giden rahatsızlıkların önüde hemen alınmış olur. ÖR. Yıllardır düzenli kontrol için gidip geliyor bir gün bile bana kalp rahatsızlıklarımın olduğu söylenmedi oysaki kalpten kaynaklı rahatsızlıklarımı söylemişimdir. Hep normal rahatsızlıklarmiş gibi söylendi bana zaten birey olarakta hastalıklarımı ciddiye alan birisi olmadığım için israr etmiyorum daha sonra. / Hastaneye cezaevi rig arabası ile götürülüyoruz Bu arabaya buna bana göre tabutluk denilse yerinde olur. Sağlam bir insan bu mavi rigklere girse komalık olur hasta olanın durumunu siz artık düşünün nasıl bir halde olacağını. O mavi rigklere binmemek için aylık randevularımın 3 aya yapılmasını isteyen bir insanım. Haftalarca mavi ringin kokusundan dolayı yemek yiyemiyor başım ağırıyor mide bulantısından dolayı doğru dürüst yemek yiyemiyorum. Bu ringler yerine normal bir münübüsler insanlar hastaneye götüre bilir. Zaten elimiz kelepçeli bir yerlere kaçtığımızda yok. Biz hiç bir zaman kelepçeli muayeni Kabul etmiyoruz açılmadığı zamanda tedavi olmadan geliyoruz zaten ondan sonra kimse gelip senin sağlığın herşeyden daha önemlidir yine seni yollıyalım diyende olmaz zaten. Bir kere karaciğer kontrolü için utraiyona girmem gerekiyordu elim açılmadan Dr. bakmak istedi Kabul etmedim. Dışarda olmuş olsaydım bu tür uygulamalara maruz kalmazdım. Daha rahat bir koşulda tedavimi en güzel şekilde yapardım yapılırdi. S275 sayılı yasanın 16. Maddesi yarınca cezamın ertelenmesi için Gebze cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundum. Götürüldüğüm Gebze fatih Devlet hastanesi baştabipliğinin 11.07.2013 tarihli raporunda belirttiğim hastalıklarımın olduğuna dair yazılmasına ragmen beni hastane heyetinin karşısına çıkartmadıkları gibi Adli Tıpa gönderilmeden 16.07.2013 Gebze kadın kapalı ceza ve infaz kurumunun hakkında aldığı karar tarafıma verilmediği gibi ciddi rahatsızlıklarıma ragmen hakkımda tahliye olunması halinde toplum güvenliği bakımında tehlike oluşturacağıma dair kararlan başvuru talebim red edildi. Bende AIHM ve Dünya Sağlık örgütü kararlarınca, ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infaz Hakkında kanunu 16 maddesine göre suç olduğunu düşünerek suç duyurusunda bulundım. Yaklaşımlarını insani ve hukuk dışı bulduğumdan dayı suç duyurusunda bulundum yoksa kendi hastalığım için değil./ kusura bakmayın sorularınızı tek tek değil iç iç yazdım. Umarım yaşadıklarımı yalın bir dillede olsa anlatmışımdır. Şimdiden duyarlığınız için teşekkürlerimi paylaşıyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Sevgiler

Ferda İLDAN

Gebze C. evi

 

Ferda İldan Ferda İldan 2

Mektubu bilgisayara aktaran gönüllümüz Gözde’ye teşekkür ederiz.

Paylaş