Hem vicdanen, hem de insan hakları ve bir çok önemli uluslararası belgeye göre, suçla mücadelede bir insanı hapse atmak alınacak en son önlemdir. Suçu sabit görülen insanların dahi, tedavi, kamu hizmeti, şartlı tahliye gibi seçeneklerin uygulanması mümkünse, hapse atılmak yerine bu alternatiflerden faydalanması gerekir.
Suçu sabit olmayan herkesin masum sayılması çok temel bir hukuk ilkesi ve insan haklarının gereğidir. Bu yüzden, yargılanmaya devam eden, yani suçlu olduğu varsayılamayacak insanların tutuklanması (tutuklu yargılama) için çok geçerli nedenler olması gerekir. Mesela insanın ağır bir suçla suçlanıyor olması, aleyhinde güçlü deliller olması, cezaevine konmadığı takdirde yine suç işleyebilecek olması ve mahkemelere gelmeyeceğinin düşünülmesi, tutuklu yargılamaya karar verilmesi için sebep olabilir. Öte yandan, insanın bakmak zorunda olduğu yakınları olması, devam ettiği bir işi veya okulu olması gibi durumlar çoğu zaman, bu kişinin tutuklu yargılanmasına gerek olmadığını, suç işlemekten kaçınacağını ve mahkemelere geleceğini gösteren sebepler sayılır (mesela bakın, Birleşmiş Milletler Tokyo Kuralları).
Öğrencilerin tutuklu olarak yargılanması, hele de yargılamanın aylarca, yıllarca devam ettiği ülkemizde, bir insanın gereksiz, gerekçesiz yere cezaevine konması ve temel insan haklarından olan hürriyet hakkının açıkça ihlal edilmesi demek. Bu adalet değildir!
Cezaevinde bulunmaktan özellikle zarar gören bir grup, hastalardır. Hemipleji, yani vücudunun bir yarısı felç olan üniversite öğrencisi Kayhan Tüney’in tutuklu yargılanmasının nasıl bir gerekçesi olabilir? Yine öğrenci olan ve romatizmal bir rahatsızlık sonucu kalp kapakçığında daralma bulunan, 15 günde bir iğne olması gereken Bayram Yılmaz’ın tutuklu olmasının ne gereği var? Bayram ve Kayhan, sanki tutuksuz yargılansalar bir yere kaçabileceklermiş gibi, 1,5 yıldır tutuklu olarak yargılanıyorlar. Üstelik cezaevinde olmak onların sağlığını kötü etkiliyor. Kayhan Tüney, arkadaşlarının yardımı olmadan ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bayram Yılmaz’ın bulunduğu cezaevine doktor haftada 2 kez, yarım günlüğüne geldiği için iğnelerini zamanında olamıyor (bu onun için ciddi bir hayati risk demek), üstelik hastalığının teşhisi de tam olarak konmuş değil. Kayhan Tüney ve Bayram Yılmaz’ın hemen salıverilmeleri gerekiyor! (Birleşmiş Milletlerin, cezaevlerindeki hastaların tahliye edilmesi konusundaki önerileri için tıklayın)
Hapiste Sağlık Girişimi, hapishanelerdeki koşulların insan sağlığına uygun olması ve tüm tutuklu ve hükümlülerin insanca sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamak, sağlık durumu cezaevinde tutulmaya uygun olmayanların, dışarıda tedavi görmesi gerekenlerin, veya ömrünün son safhasına gelmiş olanların hemen salıverilmesini desteklemek için kuruldu.
Ağır hasta mahpusların durumlarını, mektup yazarak kendilerinden öğreniyor, ayrıca aileleriyle görüşmek istiyoruz. Doktor ve hukukçuların da yer aldığı bir heyetle cezaevlerini ziyaret ederek hastaların yaşam koşullarını görmek, değerlendirmek ve çözüm önerileri getirmek için çalışıyoruz. Cezaevi revirlerinden hastaneye nakillere, teşhis ve tedavi konusundaki gecikmelerden Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alma sürecindeki tıkanıklıklara kadar, sistemin her aşamasını iyileştirmek ve işlerlik kazandırmak için öneriler oluşturup, bunları Adalet Bakanlığı, TBMM, Cumhurbaşkanlığı gibi en üst mercilere bizzat sunacağız.
Hapiste Sağlık Girişimi – 2012.
1 Pingback